Home of Forex Trading

Menderes’in Dış Politikası

İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesini müteakip Türkiye’de de çok partili döneme geçiliyor ve 1946’da kurulan Demokrat Parti, 4 yıl sonra yapılan seçimlerle iktidara geliyordu. Menderes, iki kutuplu bir dünyada ABD ve Batı yanlısı bir politika izleyerek menfaat sağlamaya çalıştı. Ancak bunu yaparken uyguladığı koşulsuz teslimiyetçi politika, hem kendi sonunu hazırladı, hem de özellikle Arap ülkelerinin Türkiye’ye karşı uzun yıllar sürecek nefret duymalarına neden oldu. Çünkü Menderes hükümetleri, emperyal Batılı güçler tarafından sömürülen ülkelerdeki bağımsızlık hareketlerine karşı sömürgeci devletlerin yanında yer aldı.

Read more…


İslâm Alemi İbn-i Haldun’u Anlamadığı İçin Sükut-u Hayale Uğradı

2023- 2023 dergisinin 100ncü sayısı sebebiyle Türkiye’nin organik aydını olarak nitelendirdiğimiz isimleriyle söyleşiler gerçekleştiriyoruz. Sizden, öncelikle içinde bulunduğumuz durumu tanımlamanızı istiyoruz. Nasıl bir Türkiye’de yaşıyoruz?

Hocaoğlu- Çok teşekkür ederim. Önce şahsıma gösterdiğiniz alâkadan dolayı teşekkür ederim, sonra bugüne kadarki yayın çizginizde gösterdiğiniz hassasiyetlerden dolayı teşekkür ederim ve son olarak da, 2023 dergisinin yüzüncü sayısını doldurmuş olmasından dolayısıyla tebriklerimi, daha da mükemmelleşerek devam etmesi temennilerimle iletmek isterim.
Read more…


Gazzali ve Descartes’da Varlık, İnsan ve Bilgi – I

Mukaddime: Ebu-Hamid Muhammed bin Muhammed El-Gazzali (1058-1111) bütün İslam düşünce tarihinin tartışmasız şekilde en büyük otoritelerinden birisi, tesirleri günümüze kadar intikal etmiş olan tarih çapında bir dahidir ve uzun asırlar boyunca Huccetu’l-İslam ve Zeynu’d-din unvanlarıyla taçlandırılmıştır.  René Descartes (Renatus Cartesius) (1596-1650) ise, Batı (Garp) düşünce tarihinin en büyük simalarından olup, modern batı felsefesinin babası unvanını taşımaktadır.  Gazzali hem geniş anlamıyla bir hakim, hem bir filozof olmakla beraber İslam dünyasında daha ziyade bir sufi ve bir din alimi olarak şöhret yapmıştır. Descartes ise esas itibariyle bir filozof, bunun yanında otoriter bir matematikçidir ve fakat aynı zamanda modern çağlar fizik ilminin felsefi temellendirilmesini yapmış ve bu ilme-diğerlerine kıyasla az olmakla beraber-katkıda bulunmuş olması hesabiyle hem bir bilim filozofu ve hem de bir fizikçidir. Çok farklı fikir iklimlerinde, farklı zamanlar ve mekanlarda yaşamış olmalarına rağmen bu iki dahinin ayrıldıkları birçok hususun yanında müşterek bir çok noktalarda buluştukları bilinmektedir. Biz bu küçük araştırmada her iki filozofun bütün sistemlerinin tam bir mukayeseli dökümüne teşebbüs edecek değiliz; böyle bir şeyin birkaç doktora konusu olacak kadar engin bir saha olduğunun şuurunda olarak sadece, insan ve bilgi konularındaki görüşlerini çok muhtar bir surette ve kalın çizgilerle gündeme getirmek istiyoruz.
Read more…


İnsan ve Hakları

“İnsan” kavramının bir kerede ebediyen geçerli olmak üzere verilmiş bir içeriğe sahip olmadığını biliyoruz. Biliyoruz dedim, ama bu bir dil pelesengi, çünkü düşünmesini becerebilenlerin çok azı kavramların da bir yoğrulmanın ürünü olduğuna, hızlı veya yavaş, ama mutlaka değiştiklerine, hatta çoğu zaman başlangıç noktalarının çok uzaklarına düştüğüne inanabilecek bir zihinsel konum içindedirler. Kocaman bir söz söyleme pahasına, felsefenin de bu değişken ve tamamlanmamış yapının bir ürünü olduğunu ileri sürebilirim. Bana göre felsefe vardır, çünkü kavramlar hep sonu belirsiz bir yolculuk içindedirler. Bir başka kavram-içerik macerasına girmeden, şu an için olduğu haliyle geçerli olduğu ön kabulüyle kullanılması halinde, “ilkel toplumlar”ın “insan” kavramına yükledikleri içerikten işe başlamak mümkündür.
Read more…


İslam’da Mübadele, Para ve Faiz

İslam ekonomisinde, mübadele faaliyetine kısaca “Bey’ u şirâ” denir. İmam Gazali’ye göre, “alış-veriş bilgilerini öğrenmek farzdır. Kimse bunların dışında kalamaz. Hz Ömer (R.A.), çarşıya çıkıp buyuruyor ki, “alış-veriş bilgilerini öğrenmeden, hiç kimse bu çarşıda iş yapmasın. Yoksa ister istemez faize düşer.”(1) İslam’da mal ve hizmet mübadelesinin hakkaniyet ölçüleri içinde yürütülmesi istenir. Şöyle ki, Mecelle’nin ilk 403 maddesi alış-veriş bilgileri ve hukuku olarak düzenlenmiştir. İslam ekonomi sisteminde mübadele, şeriatın çizdiği sınırlar içinde, bir mal veya hizmetin satıcı ve alıcı arasında, yazılı veya sözlü bir sözleşmeye bağlanarak değiştirilmesi (satılması veya satın alınması) demektir. Görüyoruz ki, İslamiyet, alış-veriş için üç unsur aramaktadır. Bunlar; satılacak bir mal ve hizmet, bunları satacak ve alacak kimseler ile sözleşme şartıdır.
Read more…


Pre-Kapitalist Toplumdan Otarşik Tüketime

Pre-kapitalist toplumlar: Geçim için yeterlilik, gelenekçilik

Geçmişi araştırdığını iddia eden antropoloji demogogları “isteği dışında ikna edilen kişi, yine aynı fikri taşıyor demektir” sözünü hiçe sayarak, tarihin inebildikleri her derinliğinde “site uygarlıkları”na rastlamalarına rağmen “Ancient Greek” (Eski Yunan)e kadarlık süre içerisinde her şeyi “ilkel”, insanları da “düşünen hayvan”, “sosyal hayvan”, “konuşan hayvan” gibi “hayvan” kategorisine indirgeme kompleksinden kendilerini alamamışlardır.

Bize öğretilmeye çalışıldığı üzere, insanoğlunu kendi ihtiyaçlarını karşılamak için önce “huntering-gathering” (avcılık-toplayıcılık) yapan, sonra “üreticilik”e geçen, artan ihtiyaçlarının sonucu “değiş-tokuş”a yönelen bir sürecte görürsek, otomatikman onun “homo economicus” olduğunu kabullenmemiz gerekecektir. Böyle bir durumda da kesinlikle “değer yargıları”ndan bahsedilmeyecek, onun yerine temel veri olarak “menfaat” alınacak ve “güç-zorbalık” ikilisi değer kazanacaktı. Halbuki yeryüzünün ilk insanı Hz. Adem ve onun ailesinin oluşturmuş olduğu topluluk, antropologların iddia ettiği gibi “mağara ehli” olmayıp, aksine bir “site toplumu”nun üyeleri idiler. Bilindiği kadarıyla bu sitede evlenme olgusu ve dolayısıyla aile başta olmak üzere birçok sosyal kurum bulunduğu gibi; Habil gibi çobanlar, Kabil gibi tarımla uğraşan çiftçiler vardı.

Read more…


Next Page »