ABD’de Stagflasyon Tehlikesi

USA unemployment rates chart by year

Parasal genişleme – enflasyon ilişkisi üzerine Nobel ödüllü Milton Friedman: “Enflasyon her yerde ve her zaman parasal bir olgudur” der. Peki onca parasal genişlemeye rağmen, halen neden enflasyon yükselmiyor? Çünkü, merkez bankaları, hazine tahvilleri veya borçlanma senetleri karşılığında piyasalara para veriyorlar. Yani, basılan para doğrudan tüketiciye ve çoğunlukla (kredi almazsa) yatırımcıya gitmiyor.

Örnekleyelim; diyelim ki FED, bastığı paraları bir çiftçiye verse, o da bu paraları tarlasına gömse, ülke içinde talepte bir artış olur mu? Olmaz. İşte FED’in ve diğer merkez bankalarının yaptığı da buna benzer bir durum.

2008’den itibaren hızla faiz indirimine gidildi. ABD faizleri 0,25 seviyesine çekti. Taylor kuralı dediğimiz para kuralına göre,  ABD’de faiz oranlarının, resesyona karşı negatif %6’ya kadar çekilmesi gerekiyordu. Bu etkiyi oluşturmak için niceliksel genişleme yapıldı.

Öte yandan, işsizlik verilerine baktığımızda, parasal genişlemelere rağmen istenilen sonucun alınamadığı da aşağıdaki grafikten açıkça anlaşılıyor.

Bırakalım ABD, talebi nasıl canlandırabiliriz gibi cevabı basit bir soruya (Bernanke gibi Keynesçi bir iktisatçıya ve 29 buhranı tecrübesine rağmen) cevap bulamayadursun, diyelim ki kredi piyasası canlandı ve talep arttı. İşte tam bu anda enflasyonun nasıl hızlanarak arttığını görecek. Peki FED, enflasyon bu noktaya gelmeden bilançosunu küçültüp, faiz artırımına gidebilecek mi?

Görünen o ki, FED bilançosundaki kötü varlıklar, işin sonunda halka pay edilerek FED bilançosu küçültülecek. Yani parasal genişlemelerden büyük fonlar zenginleşecek, ancak bunun maliyetini halk ya da halklar ödeyecek.

ABD’de enflasyon görüntüsü de çok iç açıcı değil. Cuma günü yayınlanan ABD CPI ve CPI-U rakamları ortaya koyuyor ki, son bir yıllık enflasyon %1,69. Bu rakam, ikinci dünya savaşının bitimindeki %3,82 enflasyon oranının neredeyse yarısı.

   
ABD İşgücü İstatistikleri Bürosu (BLS) 1913 yılından bu yana TÜFE verilerini derledi. Aşağıdaki grafiklerde 1872 yılına kadar geri gidilmiş. Grafiklerde ilk 70 yıl içinde enflasyon ve deflasyon arasındaki aşırı salınım dikkat çekiyor.

Aşağıdaki grafikte ise alternatif bir enflasyon görünmü var (1980-90’lı yıllarda, hesaplama methodunda değişiklik yapılmadan)


GSMH Zımni Deflatörü

GSMH zımni deflatörü, bir dönemin nominal GSMH’sının reel GSMH’sına oranıdır ve baz alınan yıl ile ölçümü yapılan yıl arasındaki fiyat değişiminin bir ölçüsüdür. GSMH deflatörü, ekonomide üretilen tüm malları ve hizmetleri içeren, oldukça geniş kapsamlı bir fiyat endeksidir.

Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE)

Tüketici tarafından satın alınan mal ve hizmetlerin fiyatlarındaki değişimleri ölçen endekstir. TÜFE hesaplanırken ilk olarak, ülkenin genelini temsil eden bir örnek kitlenin bir yıl içinde hangi mal ve hizmete ne kadar para harcadığı hesaplanmaktadır. Bu hesaplamadan çıkan sonuca göre harcama gruplarına endeks içerisinde farklı ağırlıklar verilmektedir. Böylelikle bu örnek kitle tarafından yüksek oranda tüketilen mal ve hizmetler daha yüksek bir ağırlığa sahip olurken daha az tüketilenler daha düşük bir ağırlığa sahip olmaktadır. Yılın her ayının belirli günlerinde ve belirli alışveriş merkezlerinden alınan mal ve hizmet fiyatlarındaki değişim, bu ağırlıklara göre ölçülerek o ayın tüketici enflasyon rakamına ulaşılmaktadır.

TÜFE nasıl hesaplanır?

Her iki endeks de esasen belli bir mal sepetinin maliyetini ölçmekte ve bunu baz yılındaki maliyet ile karşılaştırmaktadır. Ancak ikisi arasında çeşitli farklar vardır. TÜFE ile GSMH arasındaki farkları dört noktada toplayabiliriz.

TÜFE ani gelişmeler nedeniyle perakende fiyatlardaki değişiklikleri yansıtır. Deflatör yalnızca üretim aşamasını kapsadığı için bu değişiklikleri yansıtamayabilir.

Deflatör, TÜFE’ye göre daha geniş bir mal grubunun fiyatlarını ölçer. Deflatör ekonomide üretilen tüm nihai mal ve hizmetleri içerirken, TÜFE yalnızca tüketicilerce satın alınan bazı mal ve hizmetleri içerir.

TÜFE İthal mallarını da içerirken deflatörde yalnızca yurtiçinde üretilen mallar ve hizmetler değerlendirilir. iki endeks arasındaki önemli fark mal sepetinin zaman içinde değişip değişmemesi noktasında ortaya çıkmaktadır. TÜFE’nin ölçtüğü mal sepeti yıldan yıla değişmezken deflatörde ekonomide üretimin bileşiminde ortaya çıkan değişmelerin etkileri göz önüne alınır. TÜFE gibi sabit bir mal sepeti ile oluşturulan endeksler Laspeyres endeksi, değişken bir sepete dayalı deflatör gibi endeksler ise Paasche endeksi olarak adlandırılır.

ABD’de CPI (TÜFE) kategorileri aşağıdaki gibi oluşur;

Toptan Eşya Fiyat Endeksi (TEFE)

TEFE de TÜFE gibi belli bir mal sepetinin maliyetini ölçer. Aralarındaki fark TEFE’nin hammadde ve yarı mamulleri de içermesi ve fiyatların üreticiden dağıtım kanallarına geçerken ölçülmesidir. TÜFE’de ise esas alınan fiyatlar perakende fiyatlardır. TEFE diğer iki endeks için bir haberci gibidir. Zira TEFE’deki artışlar bir süre sonra TÜFE ve deflatördeki muhtemel bir artışı ima eder. Bu nedenle siyasiler ve ekonomistlerin önem verdiği endeks TEFE’dir. Kamuoyunda üzerinde yorum yapılan enflasyon oranları da TEFE ile ölçülen oranlardır.

Her üç endeksin gösterdiği oranlar az çok birbirinden farklıdır. Zira içerdikleri mal ve hizmetler ile bunlara verilen ağırlıklar farklıdır. Bunlardan bir idoğru diğeri yanlış diyemeyiz. Siyasiler TEFE’ye daha çok önem verirken, geçim derdindeki vatandaş elbette ki TÜFE’ye  önem verecektir.

Yaklaşık 6 hafta sonra ABD’de yapılacak olan başkanlık seçimleri öncesinde, küresel sermaye, Obama’nın kazanması için elinden geleni yapacak gibi gözüküyor. Romney’nin ulusalcı çıkışları küresel sermayeyi rahatsız ediyor. Romney’in, bütün bu aleyhte propagandalara çanak tutmamak için sözlerini çok dikkatli seçmesi ve heran gözlendiğini, açığının arandığını bilmesi gerek. Seçime kadar tarımsal emtia ve petrolde fiyat düşüşleri görülürse, bilin ki herşey Obama için.