Altın’da Oyun Mu Var?

dollar-gold

1900 yılında 1 ABD Doları 14.5 somun ekmek satın alabilirken, bugün sadece 3/4 somun alabiliyor. 1980 yılında 20 $ karşılığı aldığınız bir metayı, bugün 56,50 $ vererek alabiliyorsunuz. Yani %182,5 enflasyon. 2010 yılında 20 $ verip aldığınız birşeyi bugün 21,35 $ ile alabiliyorsunuz. Yani %6,7 enflasyon.

Altın, enflasyona karşı sürekli bir korunma limanı olmuş. Kâğıt paralar enflasyon karşısında erirken, Altın daima değerini korumuş.

Keynesçi bakışa göre Altın, “barbarlardan kalma” bir varlık. Fakat bunu söyleyen Keynesçiler, bir süre öncesine kadar ulusal rezervlerinin büyük kısmını Altın olarak tutan ve hatta Altın’a dayalı para basan ülkeler.

Örneğin Altın rezervi en yüksek ülke ABD. ABD, toplam rezervinin %76’sını Altın olarak saklıyor.

Gelişmekte olan ülkelerin rezervleri ise oldukça düşük. Resmi rakamlara göre Çin’in resmi Altın rezervi, toplam rezervlerinin sadece %2’si. Altın’ın vazgeçilmez olduğu Hindistan’da bile rezerv oranı sadece %10. Rusya, G.Kore, S.Arabistan ve Brezilya gibi ülkeler ise %10’un altında rezerve sahip.

Altın’daki sert düşüşün (%16) bir kâr realizasyonu olma ihtimali yüksek. Bazıları 2008 krizi öncesi Altın’daki %35’lik düşüşün tekrar görülme ihtimali üzerine hesaplar yapıyorlar. Bunun yanında bu düşüşün bir operasyon olma ihtimali bile var. Örneğin Hollanda’da ABN AMRO bankasında Altın stokları tükenmişti ve bu biliniyordu. Banka, Altın hesabı olan mudilere Altın yerine kağıt para ödeme yapmayı önermişti. Operasyonun adı “fiziki Altınları toplayıp, yerine kâğıt para” vermek olabilir mi? Kâr realizasyonuyla bu operasyon eşgüdümlü olarak ortaya çıkmış olabilir mi? Sanal Altın’ları satıp, gerçek Altın’larla değiştirme operasyonu olabilir mi?

Parasal genişlemeler devam ediyor, faizlerde yükseliş yok, enflasyon riski kapıdayken Altın’daki düşüş kalıcı olabilir mi?

İtalya’nın ve yüksek borçlu ülkelerin borçlarına karşı Altın rezervlerini satacakları söylentisinin gerçeğe dönüşme ihtimali zayıf olsa da, başta Çin gibi ülkeler ABD hazine bonoları almak yerine Altın rezervlerini artırmak için fırsat kolluyorlar. 2008’deki gibi ters köşede kalmak istemiyorlar.

Merkez bankalarının Washington Anlaşması’na taraf olduklarını unutmamak gerekir. Bu anlaşma, merkez bankası kaynaklı yıllık Altın satışlarını 500 tonla sınırlıyor. Ancak, merkez bankalarının gizli gizli Altın satmasını ya da ödünç piyasasına arzetmelerinin önünde bir engel yok.

Merkez Bankaları Altın’ı serbest piyasadan almak yerine tek bir büyük satıcıdan almayı tercih ediyor. Bu sayede Altın fiyatındaki oynaklıktan etkilenmeden yüksek miktarda Altın alabiliyorlar.

Altın’ın 1300’lü seviyeleri görmesinin ardından, dünyanın heryerinde insanların akın akın Altın almak için sıraya girdiklerini görüyoruz.
Tüm bu açıklamalara baktığımızda, Avrupa’da kamu borcundan dolayı yüklü miktarda Altın piyasaya çıksa bile, bu durum sadece piyasadaki fiyat hareketliliğini azaltmaktan öte bir etkide bulunamayacağı gibi, Altın fiyatının yükselmesi için zemin hazırlamış olacaktır.

Ayrıca, eğer ekonomiler iyiye gidiyorsa, küresel talepte bir iyileşme olacağından enflasyon kaçınılmaz olarak gündeme gelecektir. Yok, eğer 2008’deki gibi yeni bir kriz geliyorsa, bu kadar çok para arzının neticesinde kâğıt paranın alım gücü düşeceğinden yine Altın’da yükselişler görülmesi mümkün. Enflasyonun çeşidi değişse de (talep-maliyet) enflasyon enflasyondur.

Aşağıdaki grafik, ABD Doları cinsinden TÜFE’nin seyrini gösteriyor.

tufe

Aşağıdaki grafik ise ABD Doları’nın 100 yıllık satın alım gücünü gösteriyor.

dollar

Aşağıdaki grafik ise, ABD Doları’nın çöküşünü gösteriyor.

dollar-gold

Aşağıdaki grafik ise, ABD Doları’nın Altın karşısındaki çöküşünü gösteriyor.

DollarGold

 

Vee bu da 10 yıllık % değişimlerine göre Altın ve TÜFE kıyaslama grafiği

gold-cpi

Yazan: @sasgem

[email protected]