BORSA İSTANBUL 48.000’E DÜŞEBİLİR

Aslında benim karakterim bu başlığı “Borsa İstanbul 48.000 olacak!” şeklinde atmayı gerektiriyor. Ancak ülkemizde yuvarlak finansçı olma modası çok popüler olduğu için olacak; görecek; düşecek, yükselecek gibi iddialı sözcükler yerine (ki borsaların doğasında iddialı olmak, cesaretli olmak vardır) görebilir, olabilir, düşebilir gibi yuvarlak sözcükler kullanmak zorunda kalıyoruz.

Aslında ben bu popüler kültüre pek katılmıyorum çünkü; eğer sermaye piyasalarında iş yapıyorsan bir öngörün olur ve bu öngörünü analizlerinle temellendirirsin, sonra sıra öngörüne yatırım yapmaya gelir ve yatırım eylemini gerçekleştirirsin. Örneğin dersin ki; Brent petrol 150 dolar’a çıkacak! Bir fon kurarsın brent petrole yatırım yaparsın ve ön görün gerçekleşince pozisyonlarını kapatıp petrol’e yaptığın yatırımdan kazandığını söylersin. (Gerçeği söylersin)

Ya da; Altın ons 2.300 dolar olacak dersin, gerekçelerini anlatırsın, beklentilerini söylersin ve insanlar senin kurduğun fona yatırım yapar fon ya kazanır ya da kaybeder. ( Hayatta hiç bir şeyin garantisi yok, her yatırım ufak da olsa bir risk içerir) Borsa 93.000 olacak dersin ve kaldıraçlı piyasalarda LONG pozisyonlar alırsın, yani piyasanın yükselişine oynarsın. Endeks 55.000’den 85.000’e kalkıp yürüdüğünde de parayı kazanır tüm ekonomi dergilerine bu adam 200 milyon dolar kazandı diye manşet olursun. Ya da batan fonlar ve yöneticiler arasında yerini alırsın, bu iş böyledir.

Ne yazık ki;

Bizim ülkemizde yukarıda bahsettiğim anlayışla yatırım yapan ne bir fon ne de bir fon yöneticisi bulunuyor. Sorsan hepsi yükselişi öngördü, sorsan hepsi düşüşü ön gördü. Peki paralar nerde? Hani ellerin göğüslerde bağlanarak dergi kapaklarına verildiği o saçma pozlar nerde? Yükselişi ön gördüyseniz kazandığınız paralar nerde? Düşüşlerde erkenden sattıysanız çok para kazanmış olmanız gerekiyor, paralar nerde?

Bizim ülkemizde fon yönetimi anlayışı şudur: 73.800’ü geçersek 75.500 ü test edebiliriz. Bernanke olumlu konuşursa yükseliriz yoksa düşeriz.

Mış olursa miş olur…

Kusura bakmayın da bunu beş yaşındaki çocuklar da söyler. Sizin söylediğinizin İzmit’i geçerse İstanbul’u görürden farkı nedir? İzmit’i geçen otobüs zatem İstanbul’u görecektir.

Elbette sadece ülkemizdeki fon yöneticilerine top atmıyorum bu durumun esas sebeplerinden biri de halkımızın tasarruflarının sermaye piyasaları için yetersiz olmasıdır. Özetlersek ‘herkesin tek atımlık barutu var’. Fon yöneticisi eğer atıp da vuramaz ise adamı boğazlamaya çalışıyorlar. Halkın riskli yatırımlara tamammül edecek kadar parası yok. Çapı yetersiz.

İçimi döktükten sonra analizimize başlayabiliriz.

Bildiğiniz üzere geçtiğimiz haftalarda Bernanke bombasını patlattı ve Dünya sermaye piyasalarının fevri tersine döndü. Hatırlarsanız daha önceki yazılarımızda semt pazarı örneği vermiştik ve orada  ne demiştik: Bernanke iyi satıcıdır, sesine iyi adam toplanır.

Bknz. Mustafa Öztürk Semt pazarı örneği.

Bernanke’nin sesine epey adam toplandı ancak diğer tezgahların önü bir iki derken boşalmaya başladı. Örneğin Brezilya’da tezgahın önünde neredeyse kimse kalmadı. Brezilya hazinesi tabiri caiz ise sinek avlıyor! (Ne çektin be Brezilya J )

Brezilya borsası şuanda 45.000’li seviyelerde işlem görüyor. Elbette ekonomisi kötü olduğu için böyle değil. Aşağıda iki ülkenin Brezilya ve Türkiye’nin iktisadi kıyaslamasını bulacaksınız.

br-tr

 

Yukarıda bize her anlamda beş çeken bir ekonominin göstergelerini inceleyebilirsiniz. Özellikle Brezilya ekonomisinin doğrudan yatırım çekme gücüne dikkat çekmenizi istiyorum, bizim yaklaşık dört katımız ve bu o kadar önemli bir göstergedir ki tarifi mümkün değil. Bize göre muazzam.

Şimdi gelelim bu ülkenin borsa endeksine ve Borsa İstanbul’la olan ilgisine:

Brezilya’nın borsa endeksinin adı BOVESP ve Türkiye’nin XU100 tarihsel kesişmeleri aşağıdaki grafikte görebilirsiniz:

bist

Yukarıda gördüğümüz grafikte ilgili ülke borsa endeksiyle, ülkemiz borsa endeksinin 2003-2013 yılı arasında yaklaşık altı büyük kesişme gösterdiğini anlıyoruz. Bu kesişmeleri yıl /periyot ortalamasına böldüğümüzde ise yaklaşık 1,5 yıl karşımıza çıkıyor. Bu şu anlama geliyor:  gelişen, parlayan ülkeler kategorisinde bizimle beraber bulunan Brezilya ülkesinin borsa endeksiyle bizim borsa endeksimiz her bir buçuk yılda ortalama bir defa mutlaka kesişiyor.  Burada hemen belirtmek istiyorum ki en son kesişme zamanımız 2012 yılı altıncı ayına denk geliyor ve ortalama bir buçuk yılı baz aldığımızda ise bir sonraki kesişme zamanına yaklaşık altı ay kalmış oluyor.

Brezilya reali şuanda Dolar karşısında 2.25 – 2.27 seviyelerinden işlem görüyor. Borsası 45.000’de yukarıda grafikte gördüğümüz hesabın tutması için dört olasılığın gerçekleşmesi gerekiyor:

1)      Türkiye’de dolar kuru 1.90—1.95 sabitken borsa endeksi 48.000 – 50.000 e çekilmeli.

2)      Türkiye’de borsa endeksi 72.000 – 75.000 sabitken dolar kuru 2.30- 2.50 bandına yükselmeli

3)      Brezilya’da dolar kuru 2.20-2.30 sabitken borsa endeksi 70.000 lere yükselmeli.

4)      Brezilya’da endeks sabitken dolar kuru 1.80- 1.70 bandına çekilmeli.

 

Şuanda 20- 22 cent civarında olan Brezilya borsasının ve 38-40 cent civarında olan Türkiye borsasının birbirine yaklaşabilmesi ve hatta kesişebilmesi için yukarıda sıraladığımız dört olasılıktan birinin gerçekleşemesi gerekiyor.  Açıkçası FED’in çıkış stratejisinin 2014’ün sonuna kadar tamamlanması durumunda son iki olasılığın Brezilya için geçerli olabileceğini pek düşünmüyorum. Bununla beraber çıkış stratejisiyle beraber içeride dolar kurunun 2.00 üzerine atması ve 2.20 ye kadar tırmanan bir kur görme ihtimalimiz daha yüksek. İkinci olasılık için hemen eklemek gerekiyor ki tarihi kesişmeler borsa endeksi düşmeden ve sadece kur yükselerek gerçekleşse dahi  içeride yüksek kur riski taşıyan şirketlere gelen satışlarla endekste yine 50 bin üzerinde kalma ihtimalimiz çok zayıf.

Elbette her sözü zaman doğrular veya yalanlar. İzleyelim görelim.

Son söz: PARA ASLA UYUMAZ!

Mustafa ÖZTÜRK

www.twitter.com/mosturk