Cumhuriyet’ten Günümüze Büyüme

bymeTürk devrimi, Osmanlı mirası üzerine kurulduğu için ekonomik olarak adeta bir “enkaz” devralmıştır. Cumhuriyet öncesi kapitülasyonların yaygınlaştırılması, sanayi devrimi, dış borç ve Duyun-u umumiye idaresi, Reji idaresi ve ülkedeki yabancı sermaye yatırımları gibi gelişmeler Osmanlı devletini batıya bağımlı, yarı sömürge durumuna getirmişti. Cumhuriyetin kurucu kadrosunun ekonomik alandaki hedefi milli ve bağımsız bir ekonomiye sahip, hızla kalkınan, öz kaynaklarını kendisi kullanabilen ve refah seviyesi yüksek bir ülke kurmaktı. Bu yazımızda 1923 yılından 2012 yılına kadar sabit fiyatlarla yaklaşık 50 kat arttan Türkiye’nin gayri safi yurtiçi hasılasının (GSYH), gelişimini inceleyeceğiz.
1923’TEN 2012’YE
Ülkenin 1923’te yaklaşık 2,2 milyar lira olan GSYH, 2012 yılında 117,7 milyar liraya ulaştı.

Devlet Planlama Teşkilatının (DPT) hazırladığı “1950-2010 Ekonomik ve Sosyal Göstergeler” başlıklı çalışmadan yaptığım değerlendirmeye göre,

1998 Fiyatlarıyla Milli Gelir;
Cumhuriyetin kuruluşundan sonra ilk dört yılında üst üste artış göstermiş ve 1926’da 3,3 milyar liraya çıkmış. 1927 yılında ise yüzde 12,7’lik azalışla yaklaşık 2,9 milyar liraya gerilemiş.

ATATÜRK DÖNEMİNDE MİLLİ GELİR;
1929’da yüzde 21,5
1936’da yüzde 23,1 ile iki defa yüzde 20’nin üzerinde,

1924’de yüzde 14,6
1925’de yüzde 12,5
1926’da yüzde 18,2
1928’de yüzde 10,8
1933’de yüzde 15,5 ile beş defa yüzde 10’un üzerinde,

1931’de yüzde 8,2
1934’de yüzde 6,3
1938’de yüzde 9,5 ile 3 kez yüzde 6,3-9,5 arasında,

1930 yılında yüzde 2,5
1937 yılında yüzde 1,5 büyüdü.

1927’de yüzde 12,7
1932’de yüzde 10,6
1935’de yüzde 3 ile 3 kez geriledi.

1923’ten 1939’a kadar 20 kat büyüyen milli gelir rakamları bu tarihten sonra İkinci Dünya Savaşının etkisiyle gerilemeye başladı.

1940’da yüzde 4,8
1941’de yüzde 10,4 gerileyen milli gelir,
1942’de yüzde 5,5 artmasına rağmen,

1943’de yüzde 9,8,
1944’de yüzde 5,1
1945 yılına gelindiğinde ise yüzde 15,3’lük kayıpla yaklaşık 4,4 milyar liraya kadar geriledi.

1946 yılında ise baz etkisinin de tesiriyle yüzde 32,1 arttışla 5,8 milyar liraya çıktı.

1950-1953 döneminde yüzde 9,4, 12,8, 11,9, 11,3’lük büyüyen ekonomi, 1954’te yüzde 3 geriledi.

1955-1962 döneminde yüzde 2 ile 8 arasında büyüyen ekonominin büyüme ortalaması yüzde 4,8 oldu.

1963 – 1972 – 1976 – 1987 – 1990 – 2004 yıllarında yüzde 9’un üzerinde büyüyen ekonomi,

1966 yılında yüzde 12,
1976’da yüzde 10,5 büyüdü.

Bu tarihten günümüze kadar ise bir daha yüzde 10’un üzerinde büyüme gerçekleştirilemedi.

1957 ile 1979 yılları arasında sürekli artış gösteren milli gelir;

1957 yılından ilk kez 10 milyar liranın,
1970’te 20 milyar liranın ve
1977’de de 30 milyar liranın üzerine çıktı.

Bu tarihten sonra,
1979’da yüzde 0,6 azalarak 31,2 milyar liraya,
1980 yılında da yüzde 2,4 gerileyerek 30,4 milyar liraya indi.

1980-1994 döneminde ise sürekli artarak 58,4 milyar liraya yükseldi.
1994 yılında ise ekonomik krizin etkisiyle yüzde 5,5 azaldı ve 58,4 milyar liradan 55,2 milyar liraya düştü.

Kriz yılları olan
1999’da yüzde 3,4,
2001’de yüzde 5,7 ve
2009’da yüzde 4,8 azaldı.

MİLLİ GELİRİN EN ÇOK ARTTIĞI YILLAR
1946 yılı yüzde 32,1
1936 yılı yüzde 23,1
1929 yılı da yüzde 21,5 ile milli gelirin en çok arttığı yıllar olurken ilk kez 2007’de 100 milyar liranın üzerine çıktı.

MİLLİ GELİRİN EN ÇOK DÜŞTÜĞÜ YILLAR
1945’te, yüzde 15,3
1927’de, yüzde 12,7
1932’de yüzde 10,6

KİŞİ BAŞINA MİLLİ GELİR
1975 yılında kişi başına gelirimiz (cari fiyatlarla) 1.500 dolardı,
İlk kez 1990’da 2.710 dolarla 2.000 dolar sınırını geçen kişi başına milli gelir, 1993, 1996, 1997, 1998 ve 2000 yıllarında olmak üzere 5 kez 3.000 dolar seviyesinin üzerine çıktı.

2002 yılında ilk kez 3500 dolar seviyesine yükselen kişi başına milli gelirimiz bugün 10,504 dolar ile 100 ülke arasında 62. sırada yer almaktadır.

OECD verilerine göre ise ülkemiz, OECD ülkeleri arasında kişi başına GSYH’ye göre sondan ikinci ülke ve 33. sırada yer almaktadır.

Burada dikkat çeken rakam kişi başına milli gelirin 2008 yılında da 10.440 dolar ile hemen hemen bugünkü seviyelerde olması. Buna göre aradan geçen son 5 yılda kişi başı milli gelir de istenen iyileşme sağlanamamıştır.

2013 BÜYÜME TAHMİNLERİ
Mayıs sonunda OECD’nin Ekonomik Görünüm raporuna göre 2013’te büyümenin yüzde 3,1’de kalacağını öngörüyor.
Dünya Bankası’nın geçen ay hazırladığı Küresel Ekonomik Gelişmeler raporunda, bu yılki tahmin yüzde 4’ten yüzde 3,6’ya düşürüldü.

2023’TE 25 BİN DOLAR GELİR HAYAL Mİ?
Öncelikle hayal olmadığını söylemek istiyorum. 2023’e kadar ülkenin her yıl kesintisiz yüzde 4 ve üzeri büyümesi durumunda 25 bin dolar kişi başı milli gelir cepte.

Amma ve lakin
2023 yılına kadar halen 50 milyar dolarlara yaklaşan Türkiye enerji ithalatını azaltamazsak;
Nükleer enerjiye geçiş sürecinde sıkıntı yaşarsak;
2023’e kadar büyüme ortalamalarını aşağı çekecek bir ekonomik kriz yaşarsak;
Dünya genelinde enerji fiyatları son beş yılda olduğu gibi yükselmeye devam ederse;
Sürdürülebilir kalkınma eylemlerinde sorun yaşarsak;
AB’ye giriş sürecinde başarılı olamazsak;
“Bırak ben biliyorum” ekonomisinden vazgeçmezsek;
25 bin doları unutun gitsin, vapurda çay simit’e devam. (İşte bu espiri idi, 50 bin dolarımızda olsa çay simit vazgeçilemez)

Son söz olarak vapurda çay simit güzeldir diyorum.

Sağlıcakla Kalın
Esra YILMAZ