FED Neden Sürekli Faiz Artışından Bahsediyor?

Fiyat istikrarını sağlamakla yükümlü merkez bankalarının, ekonomik yapının sağlıklı bir gelişme göstermesi ve fiyatlar genel düzeyindeki istikrarı korumak için kullanacağı araçlardan biri faizdir. FED, önceki dönemde geleneksel agresif ve sürekli faiz artışı politikasını terkederek dengeli ve duraksamalı bir faiz artışına hazırlanıyor. Peki faiz artışını gerektirecek koşullar oluştu mu, oluşmadıysa FED neden sürekli faiz artışından bahsediyor?

1-Ekonomik ısınma ve enflasyon riski: Ekonomide “ısınma-Overheating” kavramı iç talep büyümesinin hızlanmasıyla sağlanan ekonomik büyümenin bir aşamada sürdürülebilir olmaktan çıkması riskinin artıyor olması anlamına gelir. Ekonomideki ısınma fiyat istikrarını tehdit edeceği gibi, çeşitli nedenlerle ekonomik büyümenin sürdürülebilirlikten çıkması tehdidini de beraberinde getirir. Özetle bir ekonominin ısınması, GSYH büyümesinin, makul kaynaklara dayanmadan, potansiyel büyümesinin ötesine geçmesi yani uzun vadede sürdürülemeyecek dinamikler üzerinden sağlanıp, bir biçimde milli gelir artışında balonlar yaratması demektir.

ABD’deki 5.1’lik işsizlik oranı, Greenspan’ın 17 toplantı boyunca süren faiz artırım başlangıcı olan 2004 Haziran’daki 5.6 seviyesinden  daha düşük.

Hane halkı borcu, aşırı düşük faizlerle borç servis maliyetlerindeki azalmaya paralel olarak 2000’lerin başından bu yana en düşük seviyelerde. Maaş ve ücretlerdeki artış düzeyi de FED’in son faiz artırımıyla benzer seviyelerde. Kişi başı gelirde de sınırlı da olsa bir artış var. Harcanabilir şahsi gelirler 2014 başında 33,893 dolar iken, 2015 başında 38,210’a çıkmış durumda.

Bu veriler ışığında ABD’ye baktığımızda ekonomide ısınma görülmediği gibi “ılımlı büyüme” trendinin devam ettiği görülmekte. Ayrıca işsizlik oranlarında düşüş trendi göze çarpıyor. Saatlik kazançlar ve kişisel tüketim harcamalarında da artış devam ediyor. Buna karşılık, düşük emtia fiyatlarından dolayı enflasyonda bir yükseliş gözlemlenmiyor. Ancak diğer verilere bakıldığında ekonomideki iyileşmenin bir müddet sonra enflasyonu da yukarı çekeceğini varsayabiliriz.

2-ABD doları cinsi varlıklardan hızlı kaçış varsa bu durumun önüne geçmek için faiz artışına ihtiyaç duyulabilir. Ancak şu an için böyle bir tehlike de görülmüyor.

Yukarıdaki açıklamalara göre enflasyonda bir artış yok, ekonomide bir ısınma yok, beklenti bozulması sonucu dolar ve dolar cinsi varlıklardan kaçış yoksa FED neden faiz artışını sürekli gündemde tutuyor?

Buna verilecek cevaplardan biri düşük faiz nedeniyle varlık fiyatlarında oluşan aşırı yükseliş, balonlaşma.

FED, bu balonlaşmanın ileride ekonominin başına iş açacağından endişeli ki geçmişte bu endişeyi destekleyen, yaşanmış örnekler var. Nitekim Haziran 2004’te S&P 500 1140’lardayken, Haziran 2015’te 2063’e dayanmış durumda. Bunun yanına bir de tahvili koyun. Bu balon-ların patlaması veya herhangi bir ekonomik kriz karşısında FED’in elinde faiz düşürme gibi çok önemli bir barutu yok, çünkü kullanmış ve bu sistemik kriz riskini artırıyor.

FED’in Eyül’de faiz artışını engelleyen sebeplerden biri, Çin’den gelen kötü veriler dolayısıyla piyasanın küçük bir düzeltme yapması.

Çin’den peş peşe gelen kötü veriler ve diğer gelişen ekonomilere sirayet etme riskine rağmen GOÜ’lerden kaçış ve dolara olan ilginin artmaması çok ilginç bir nokta. Hemen ardından FED’in Eylül’ü pas geçmesinden sonra risk iştahında bir artış da görülmedi ki bu da ilginç olan ikinci bir nokta.

Acaba neden?

Son söz: Frene çok hızlı asılırsanız, ön camdan dışarı fırlarsınız. Yok eğer frene basmakta geç kalırsanız, bu kez duvara toslarsınız. Yani zamanlama her şeydir.

Bu da ilginizi çekebilir:

ABD ekonomisine dair gösterge grafikler: