Posts tagged "Schumpeter"

Reel İktisadi Kriz Kuramları

Kriz kuramları ile ilgili çalışmaların kökeni her ne kadar 1800’lü yıllara dayansa da o dönem için, bugün bildiğimiz anlamda finansal krizlerden söz etmek mümkün değildir. Dolayısıyla, başlangıçta kriz kuramları çoğunlukla reel iktisadi krizleri açıklamaya dönük olarak geliştirilmiştir. Diğer taraftan, 1940’ların başından itibaren büyük ölçüde II. Dünya Savaşı hazırlıklarına bağlı olarak savaş sanayii öncülüğünde ve ABD merkezli yaşanan iktisadi canlanma, 1947-48’lerden itibaren birçok OECD ülkesini de içine alacak şekilde genişlemiş ve bu büyüme konjonktürü 1970’lerin başına kadar nerede ise kesintisiz devam etmiştir. Bu büyüme konjonktürüne mukabil, kriz kuramları tartışmalarında doğal olarak bir duraklama dönemi yaşanmıştır. Ancak 1970’lerin başında Bretton Woods (BW) sisteminin yıkılması ve yaşanan petrol şoklarının da etkisiyle konjonktür tekrar yön değiştirmiş ve buna paralel olarak kriz kuramları tartışmaları yeniden alevlenmiştir. Şu farkla ki, 1970’lerde uluslararası finansal küreselleşme faaliyetlerinin yoğunluk kazanmasıyla birlikte birçok gelişmekte olan ve gelişmiş ülkede finansal krizler yaşanmaya başlamıştır. 1980 ve sonrası dönemde yaşanan krizler, az veya çok farklılıklar gösterseler de ana karakteristiklerini para krizleri oluşturmuştur. Dünya ekonomisindeki bu değişmenin doğal bir sonucu olarak, o yıllardan günümüze reel iktisadi kriz kuramlarından daha çok finansal kriz, türleri ve nedenleri gibi konuları içeren tartışmalar ve çalışmalar yürütülmüştür.
Read more…

Be the first to comment - What do you think?
Posted by dmoadmin - November 5, 2015 at 12:43 am

Categories: Eğitim, General, Öne Çıkanlar, Yazılar   Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Pre-Kapitalist Toplumdan Otarşik Tüketime

Pre-kapitalist toplumlar: Geçim için yeterlilik, gelenekçilik

Geçmişi araştırdığını iddia eden antropoloji demogogları “isteği dışında ikna edilen kişi, yine aynı fikri taşıyor demektir” sözünü hiçe sayarak, tarihin inebildikleri her derinliğinde “site uygarlıkları”na rastlamalarına rağmen “Ancient Greek” (Eski Yunan)e kadarlık süre içerisinde her şeyi “ilkel”, insanları da “düşünen hayvan”, “sosyal hayvan”, “konuşan hayvan” gibi “hayvan” kategorisine indirgeme kompleksinden kendilerini alamamışlardır.

Bize öğretilmeye çalışıldığı üzere, insanoğlunu kendi ihtiyaçlarını karşılamak için önce “huntering-gathering” (avcılık-toplayıcılık) yapan, sonra “üreticilik”e geçen, artan ihtiyaçlarının sonucu “değiş-tokuş”a yönelen bir sürecte görürsek, otomatikman onun “homo economicus” olduğunu kabullenmemiz gerekecektir. Böyle bir durumda da kesinlikle “değer yargıları”ndan bahsedilmeyecek, onun yerine temel veri olarak “menfaat” alınacak ve “güç-zorbalık” ikilisi değer kazanacaktı. Halbuki yeryüzünün ilk insanı Hz. Adem ve onun ailesinin oluşturmuş olduğu topluluk, antropologların iddia ettiği gibi “mağara ehli” olmayıp, aksine bir “site toplumu”nun üyeleri idiler. Bilindiği kadarıyla bu sitede evlenme olgusu ve dolayısıyla aile başta olmak üzere birçok sosyal kurum bulunduğu gibi; Habil gibi çobanlar, Kabil gibi tarımla uğraşan çiftçiler vardı.

Read more…

Be the first to comment - What do you think?
Posted by dmoadmin - May 7, 2015 at 1:23 am

Categories: General, Öne Çıkanlar, Yazılar   Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , ,