Yeni Ekonomik Koşullar Şekilleniyor

economy2008 krizi sonrası gelişmiş ülke Merkez Bankalarının genişletici para politikası uygulamalarının uzaması ve 5 yıldır sürdürülmesi küresel ekonomide beklenmedik koşullar oluşturmuştu. Küresel ölçekte bol ve ucuz döviz likiditesi ve finansman olanakları ortaya çıkmış ve bu olanaklardan en çok da gelişen ülkeler yararlanmıştı. 2013 Mayıs ayında ABD Merkez Bankası FED’in parasal genişlemeden çıkış takvimi açıklaması ve buna fiilen eylül ayında başlayacağı beklentileri ile 5 yıldır süren ortam yerini yepyeni ekonomik koşullara bırakmaya başladı. Yeni ekonomik koşullar belirginleşiyor ve muhtemelen önümüzdeki birkaç yıl bu yeni koşullar belirleyici olacak. Bu çerçevede yeni koşulları ve işlerimize olası etkilerini değerlendirelim.

1. Tüm dünyada faiz oranları artıyor

Ucuz ve bol likidite olanaklarının sona ermesi ile birlikte tüm dünyada faiz oranları artmaya başladı. Faiz oranlarında özellikle ve belirgin artış ülkelerin kamu kesimlerinin ihraç ettikleri tahvillerinde görülüyor. Burada belirleyici ve izlenen tahvil ise ABD’nin 10 yıllık tahvili. Mayıs ayında 1.60 olan ABD 10 yıllık tahvil faizi yüzde 3’e çok yaklaştı. Önümüzdeki yıl yüzde 4-5 aralığına yükselecek. Diğer tüm ülkelerin tahvil faizleri de buna paralel artıyor. Türkiye’nin yüzde 6.5’lere kadar inen 10 yıllık Euro tahvillerinin faizi bu kez yüzde 10’u aştı.
Ülkelerin kendi para cinslerinden ihraç ettikleri bono-tahvil faiz oranları da yükseliyor. Türkiye’nin gösterge 2 yıllık tahvil faizi mayıs ayında yüzde 4.60’a kadar inmişken ağustos ayında yüzde 10’u aştı. Çok sayıda gelişen ülke merkez bankası politika faizlerini artırıyor. T.C. Merkez Bankası da 1.25 puan faiz artışına gitti. Tüm ülkelerde mevduat ve kredi faiz oranları da yukarı yönlü hareket ediyor. Yeni ekonomik koşullar içinde faiz oranlarının küresel ölçekte artışı 1-2 yıl daha sürecek. T.C. Merkez Bankası ilave faiz artırmayacağını söylese dahi Türkiye’de de faiz oranları yukarı yönlü olacak.

2. Dolar güçleniyor, diğer para birimleri zayıflıyor

Dolar likiditesinin ucuz ve bol olduğu ve bu likiditenin diğer ülkelere yatırım için aktığı koşullarda dolar göreceli zayıf kalırken diğer ülkelerin para birimleri değerlenmişti. Özellikle yüksek sermaye girişleri ile karşılaşan gelişen ülke para birimleri değerlendi. Türk Lirası da sürekli değerlenme baskısı ile karşı karşıya kaldı. T.C. Merkez Bankası 2010 Kasım ayından itibaren bu değerlenmeyi engellemek için kendine özgü ve büyük ölçüde başarılı olan yeni politikalar uyguladı.
Yeni belirginleşen koşullarda ise ucuz ve bol dolar likiditesi yerini pahalı ve kıt dolara bırakacak. Bu nedenle dolar giderek güç toplarken diğer para birimleri zayıflıyor. Özellikle gelişen ülkeler içinde cari açığı yüksek ve ekonomisi dış  kaynağa bağımlı ülkelerin paraları daha çok değer kaybediyor. Brezilya, Hindistan, Güney Afrika Cumhuriyeti ve Türkiye paraları dolar karşısında en çok değer kaybeden ülkeler. Türk Lirası uzun süredir değerlenme baskısı yaşıyordu. Ancak yeni dönemin koşulları içinde Türk Lirası da kendine benzer ekonomik özelliğe sahip gelişen ülkelerin para birimleri gibi değer kaybı baskısı ile karşı karşıya kalacak. Bu baskı da en az 2014 yıl sonuna kadar sürecek.

3. Yeni koşullar işlerimizi nasıl etkileyecek

Yeni koşullar işlerimizi iki aşamalı olarak etkileyecek. İlk etki faiz ve kur artışları ile birlikte şirketlerin bilançolarında oluşan yükün yarattığı yavaşlatıcı etki olacak. Kur ve faiz artışları ile oluşan maliyet artışı bu yılın kârlarını götürecek. Şirketlerin büyüme, yatırım ve istihdam olanakları önemli ölçüde sınırlanacak. İkinci etki ise döviz kurlarındaki artışın hane halklarının davranışları üzerine etkisi olacak. Döviz kurları sıçrama gösterince hane halklarında işler kötüye gidiyor algısı oluşuyor. Hane halklarının döviz borcu çok az, bu nedenle borç tarafında bir sorun olmayacak, ama göreceli fakirleşme, kur artışlarının yaratacağı enflasyon ile satın alma gücünün azalması ve doların 2 TL sınırını geçmesinin yarattığı psikoloji tüketimi bir süreliğine sınırlayacak.

*    *    *

Son söz

Yeni küresel koşullardan kaçış yok. Bu dönemi işlerin yavaşlaması ile atlatmaya çalışacağız.