Yunanistan 2013’te Avro’ya Veda Etmeli mi?

Yunanistan’da işsizlik %22, genç nüfusun işsizlik oranı %50. Kamu sektörünün borcu gayrisafi yurt içi hasılanın %160’ı. Yunanistan iki koca yardım paketi kullandı. İlki 2010 yılında 110 milyar Avro, ikincisi ise bu yılın başında 130 milyar Avro. Kurtarma paketlerinin toplamı 240 milyar Avro. Yunanistan’ın 2011 yılı gayri safi yurt içi hasıla toplamı 220 milyar Avro. Borç ve bütçe açığını azaltmak üzere uygulanan kemer sıkma politikalarıyla 2008-2012 döneminde yaklaşık beşte bir oranında küçülmüş durumda.

2007 yılından beri sürekli taahhütlerde bulunan Yunanistan, sözlerinin hiçbirini gerçekleştiremedi. Çünkü ekonomik durumuyla ilgili rakamlar ile verilen sözlerin uyumsuzluğu ortada.

Yunan hükümeti 2014 yılına kadar kamu açıklarının GSYİH’nın %2’sine çekeceğini taahhüt ediyor. Bunu yapabilmesi için çok vahşi harcama kesintilerine gitmesi gerek ki bu, Yunan ekonomisinin durgunluk içine girmesinden daha öte bir anlam taşır.

Yunanistan başbakanı, bu sancılı süreci ertelemek için Avro bölgesi liderleriyle görüşme üzerine görüşme yapıyor. Ancak şu ana kadar somut bir netice alabilmiş değil.

Öte yandan Yunan ekonomik yapısı rekabetçi gücünü tamamen kaybetmiş olduğu halde, Avro bölgesi içinde kilitli olduğundan, devalüasyon yoluyla rekabet gücünü artırma şansını da kullanamıyor. Bunun sonucunda da doğal olarak ekonominin her ay daha da daraldığını gözlemliyoruz ki bu sürdürülemez.

Yunanistan, yabancı yatırımcı çekmek için “özel ekonomik bölgeler” kurmayı planlıyor. Buralarda yatırım yapanlara vergi ve idari avantajlar sağlanacak. Planı, Kalkınma Bakanı Kostis Hacıdakis bir basın toplantısıyla duyurdu. Hacıdakis, buralarda ihracata odaklı bir üretim için özel bir rejim oluşturarak, reel ekonomiyi canlandırmak niyetinde olduklarını açıkladı.

Özel ekonomik bölgeler, Çin gibi gelişmekte olan ülkeler tarafından büyümeyi hızlandırmak için kullanılmış bir model.

Ancak, rekabet gücü olmayan bir ekonomiye kim neden yatırım yapsın ki? Üstelik Hacidakis, bu bölgelerde düşük ücret politikasına izin verilmeyeceğini de cümlesine eklemişken. Hacidakis, bu bölgelerde de mevcut iş hukukunun uygulanacağını, bir ayrıcalığın söz konusu olmayacağını da sözlerine ekledi.

Yunanistan’ın Avro’dan kurtulup Drahmi’ye dönmesinden başka çaresi yok. Bu ne kadar ertelense de birgün zaruret halini alacak. Drahmi’ye dönmesiyle belki %30-40 devalüasyon yaşayacak. Ancak mevcut durumda, sadece turizm geliriyle bu cenazeyi kaldıramazlar, kaldıramayacaklar.

Avrupa, bizim 2001’de yaşadığımız krize dönüp bakmıyor. Baksalar, sorunlu bankaların iflas ettirilip, kamulaştırılmasından çekinilmemesi gerektiğini anlayacaklar. Kangren olmuş uzvu kesip atmazsan, bütün bünyeye zarar verir.

Avro bölgesinin üst düzey yetkilileri, Yunanistan konusunda artık yapılacak fazla birşey kalmadığının farkındalar ve yıl sonuna kadar Yunanistan’ın Avro’dan çıkması olasığını %50 görüyorlar.

Bu konuda tek endişe ise “mali bulaşma-financial contagion” ihtimali. yani, eğer Yunanistan Avro’dan çıkarsa, bu ateş, ekonomisi sorunlu olan diğer Güney Avrupa ülkelerini de sarar riski. Bu ihtimal var ve Avro bölgesi yetkilileri Yunanistan’ın Avro bölgesinden çıkarılmasının geciktirilmesinin, bulaşma riskine bir faydası olmadığının farkındalar.

Belki de Yunanistan’ın çıkışı cazip bir örnek olabilir ve İspanya’dan Finlandiya’ya birçok Avro ülkesi, tamamen farklı nedenlerle de olsa, bu kusurlu ve yanlış tasarlanmış ortak para bloğu içinde kalıp kalmamak konusunda kendi geleceklerini tayin edebilirler.

Aslında Maastrich Antlaşması’nda önerilen parasal birlik, siyasi birlik yönünde önemli bir adım olsun diye 1980’lerde tasarlanmıştı.

Ancak böyle olmadı. Ulusal mali politikalar ve tek para birimi bir arada çalışamazdı ve çalışmadı da. Önümüzdeki yıllarda, Avro birliği ya zengin ülkelerin kullandığı çekirdek bir para birimi olacak, ya da bugünkü yapıda ısrar edilirse, Avrupa Birliği rüyasını da beraberinde yerle bir edecektir.